29 Aralık 2019

Blog

Psikiyatrik bozukluklar epidemiyolojik ve etiyolojik özellikleri yönünden sosyal bilimlerle yakından ilişkilidir. Sosyologlar ruh sağlığı bozuklukları olan kişilerin üzerin de damgalanma, etiketle ve dışlanma  geçmişten günümüze nasıl sosyal değişime uğradığı ruh ve sinir hastalıklarından topluma karışmanın sosyal etkileri ve sosyal yapımın eskiye göre ruhsal bozukluğu olan hastalara karşı bakış açısının değişmesi bununla  beraber değişim yarattığı boşluklar ve bu değişime yeni anlamlar yüklenmesi yeni damgalanma süreci ortaya çıkarmıştır. Ruhsal sorunların giderek artış göstermesi ve ülkemiz de çok ciddi rakamlara ulaşmış olması ve genetik yatkınlığın dan dolayı gelecek nesilleri de etkileyeceği  ve kesin tedavi bulunana kadar toplumsal, ekonomik, dini, ve sosyal değişme açısından etki alanlarını genişletmektedir. Toplum için de kendilerine verilen rolün ve statülerin incitici olması ve hastaların, toplumdan ayrıştırılmaları sosyal bir değişim geçirmiştir. Sosyal değişim içerisin de ruhsal bozukluğu olan hastaların toplum için de çalışma hayatın da aktif yer almaya başlamaları ve bu durumu destekleyici tutumlar sergilenmesi çok zor şartlardan çıkıp bir sosyal değişime sebebiyet vermiştir. Toplumun ruh sağlığına olan bakış açısında her ne kadar ilerlemeler kaydedildiyse de hala damgalama, etiketleme ve ağır ithamlar da aşağılayıcı tutumları önyargılarla dolu bir biçim de devam etmektedir. Sosyologların bu alan içerisin de toplum ruh sağlığının iyileştirme sürecin de aktif rol oynamaları saha araştırmalarıyla, mülakatlarla daha somut veriler elde ederek bu sorunun nedenlerini inceleyerek bir çözüm yolu inşa edeceğini düşünmekteyim

 

Günümüz dünyasında ruhsal astrolojinin önemi artarken ruhsal hastalıklar da bir o kadar ilerlemektedir. Ruhsal hastalıklar kişinin duygu ve düşüncelerinde değişimlerin olması ve bazı durumlarda bu değişimlerin kronikleşmesi olarak ortaya çıkmaktadır. Ruhsal dengeyi sağlamak için kullanılan uyuşturucu ve alkol bu ruhsal hastalıkları tetiklemektedir. Ruhsal bozukluklar kişilerde yeti kaybına sebep olmaktadır. Ruhsal zekayı bazı ruhsal hastalıklara sahip olan bireylerin ruhsal zekasının daha yüksek olduğuna dair herhangi bir dayanak oluşturacak çalışma bulunmamaktadır. dayanarak açıklama yapmak son derece yanlıştır. Bu durum zeka seviyesi normal olmayan ruhsal hastaların da zeki olması gerektiğini düşünen insanların düşünceleri giderek artmaktadır. Bu durum hastalarda ruhsal çöküntüye neden olmaktadır. Bu çökkünlüğe karşı alternatif ruhsal şifa ürünleri tam olarak iyileşmesi karşılamamaktadır. Özelikle bipolar hastaları rahatsızlık dönemlerinde bir ruhsal aydınlanma yaşadığını düşünmektedir. Depresif dönemlerinde çektikleri ruhsal acılar intihar düşüncelerini beraberin de getirmektedir. Diğer engel grupları gibi ağır ruhsal hastaların da ruhsal engelli olarak engel raporu almaktadırlar
Follow by Email
Facebook
Twitter
Instagram